Hikayemizin başladığı yer… 

Hayatının baharında, olmadık bir alerji ile ölümü görmüş ve hayatını değiştirmiş bir insan olarak, hayatımı “Sağlıklı Yaşam” kavramına adadığım günden beri, öğrenmekten, çalışmaktan ve denemekten hiç vazgeçmedim. 

eXtralife MD, İnsanın kendi kendisini iyileştirebileceğini, bunun bir süreç ve doğayı, doğalı anlamak olduğunu, bu sürecin sadece fiziksel beden ile alakalı olmadığını, ruh ve zihin ile bir bütün olduğunu anlamak için çıkılmış uzun bir yolculuğun hikayesidir aslında…

Okulda öğrenmek ile ölümle öğrenmek arasında büyük bir fark vardır. Birinde söz konusu, alacağınız notlar sonucu sınıfta kalmak ya da o dersten kalmaktır. Diğerinde ise sonuç, bu hayatta kalmak ya da kalmamaktır. 

Sağlıklı yaşam derken, herkes tarafından algılanan, kalıplaşmış tarafı ile açıkçası hiç ilgilenmedim. Neden mi? 21 yaşında 4 kez hasta Ex olacak cümlesini duyduğum için. Bahsedilen hasta bendim. Ex ise Ölüm… 21 yaşında gencecik, hayatını spora adamış, boyu 1.72 kilosu 48, kas yoğunluğu muhteşem bir genç kadın. 

Peki neydi ters giden? O kadar düzgün beslenirken, egzersiz değil, saatlerce profesyonel anlamda spor yaparken, beden kitle endeksim muhteşemken, beni ölümün kıyısına getiren neydi?

Dengemin bozulması … 

Genç yaşta evlenmenin omuzlarıma getirdiği ağır yükün altında ezilmiştim çünkü. Başarılı olmaya odaklanmak, her alanda kusursuzluğu istemek, idealler… Ama o yaşta, tecrübesiz yüreğim, bedenim ve zihnim ile her şeyi ayakta tutma çabasının ne kadar yıkıcı olabileceğini anlayamadım. Şimdi biliyorum ki başıma gelenler aslında çok normal. Omuzlarımda taşımaya çalıştığım onca şey, çok fazlaydı benim için. Olası, o yaşta herkes için. 

İlk alerji deneyimim inanılmazdı, ne olup bittiğini dahi anlamadım hatta. Zaten alerjik bir bünyem vardı, alışıktım kırmızı kabarcıklara çocukluğumdan beri. Ancak oturduğum yerde, tek bir dokunuşla bir anda ceviz büyüklüğünde kabaran tenimi görünce, hemen korkup annemi aradım. 

Sonradan anladım annemin o günkü paniğini, “Hemen gel beni al” demişti. Anne işim var dediğimde, hiç alışık olmadığım bir ses tonuyla, “HEMEN” diyorum Yeşim dedi bana. Sertçe… Söylediğini yaptım. Yanına gittiğimde beni kapıda bekliyordu. Yüzü beyaza yakın, hiç görmediğim bir panik hali üstüne bürünmüş, hatta kokuyordu sanki. Hiçbir şey söylemeden arabaya bindi. Bluzumu kaldırıp, karnımda kabaran yerlere baktı sadece.  “Anne, neden bu kadar huzursuzsun” dediğimde. Bana asla söylemeyeceği bir şey söyledi;” Gaza bas, hemen hastaneye gitmemiz lazım” 

Annemin ne kadar bilinçli olduğunu ve hayatımı kurtardığını çok sonra anladım. Ve dua ettim onun kızı olduğum için, daha sonra binlerce kere şükrettiğim gibi. Anne ve babanın bilinçli olması bir çocuğun hayatını kurtarabilir, aksi durum ise mahvedebilir. O gün annem panik ile beni hastaneye götürmemiş olsaydı, o kabarıklıkların bütün vücuduma 15-20 dakikada yayılacağını, vücudumun dışının şişmesi bitince, iç organlarımın şişeceğini, ilk olarak küçük dilimin şişerek beni nefessiz bırakacağını bilmiyordum. 

O gün kendi aracımla gittiğim hastanenin önünde, acil servis ekibi tarafından karşılandım. Alelacele bir sedyeye konup içeri alındım. 2001 yılında mezun olmuş genç bir intörn nöbetçiydi. Hastaneye gelene kadar şişen bedenim ve yüzüm korkunçtu. Kısacık bir sürede bambaşka bir insan olmuştum sanki. İntörn beni görünce eli ayağı karıştı. İğneden çok korkuyordum ve hemen vurdukları (sonradan öğrendim) adrenalin ve antihistaminik iğneleri yüzünden fenalaştım. 

Herditer Anjioödem , Penisilin anafilâksisi , tanımlanamaz bir ürtiker ve daha bir çok şey duydum rahatsızlığım hakkında. Harika bir profesörün kontrolündeydim, ama o da çaresizdi, sorunu ve atakların üst üste gelmesini bir türlü tanımlayamıyordu.  Herkes ben öleceğim diye korkuyordu. Bir kere olup bitseydi, sorun olmayabilirdi. Ama devam etti. Sebebi bilinmeyen garip bir patlama yaşanıyordu bedenimde. 

Sanki tüm sistemim yerle yeksan olmuş ve birbirleri ile savaşıyordu. Kimse nedenini çözemiyordu. Onlarca test yapılıyordu, tedaviler uygulanıyordu ama sonuç alınamıyordu. Yanımda adrenalin oto-enjektörü ve boynumda emergency yazan kurşun gibi açılınca tüm hastalık, ilaç, doktor ve aile detaylarımın olduğu bir kolye ile gezmeye başladım. 

Daha 21 yaşındaydım… Nereden çıkmıştı bu hastalık? Nasıl benim hayatıma girmişti? Ve neden benim hayatımdaydı? Çok fazla sorum ve çok az cevabım vardı. Devamlı tekrarlayan ölümcül bir hastalıkla baş başa kalmıştım bir anda.

Ataklar geldiğinde hastaneye koşup, tahlil yapmadan iğne vurmaları ve yapmazlarsa öleceğimi anlatan konuşmalar yapıyordum acil servis doktorlarına. 

Ve bir gün tam da böyle bir günün sonunda, merdivenlere oturup… “Yeter” dedim. “Yaşamak İstiyorum” “Ölmek İçin Çok Gencim” “Ve Yaşamak İstediğim Çok Şey Var. Dünyayı Gezmek İstiyorum” demiştim. Cidden o merdivende çaresiz bir başıma otururken yaşadıklarımı, an be an hatırlıyorum. Aileme, ansızın gelen ataklardan dahi bahsetmiyordum artık, kendi başıma hallediyordum. Ama bir gün yetişemezsem, aniden olur olmaz bir yerde ölme ihtimalim çok yüksekti ve hala sebebi belli değildi. 

Tam bu noktada çözüm ve ardından değişim geldi. Kendi sistemimi yarattım, doktorlarım sayesinde. Doktorum bana “Az ye, az iç, az güneşe çık” demişti hiç unutmuyorum. Diğer bir doktorum ise, “Biz de doz deniyoruz, ilaç deniyoruz. Sonuçta her bedenin tepkisi farklı. Sana önerim kendin için en iyi olanları bulmak için dene. “Ve ardından babamın ölümünde ciddi bir tansiyon problemi yaşadığımda doktorum bana “Unutma, hayat mutluluğa ulaşacağın bir yol değil, ruhunu, duygularını kontrol edemezsen bir dahaki sefere kurtulamayabilirsin. Ruhunu dindir” dediğinde sanırım benim için ne kadar önemli olacağını asla düşünmemiştir. Bedenim, besinler, ruhum ve zihnim ardı ardına kontrolüme geçmeye başladığında anladım ki her şey benim elimde. 

Ve bu şekilde muhteşem bir yolculuğa çıktım. Ve ekstra bir hayat kazanmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Çok fazla eğitim, çok fazla araştırma, deneme ve 29 yıl … Dile kolay.  Hastalığıma şimdi şükrediyorum. Bana inanılmaz bir tecrübe, bilgi, eğitim ve şifa gücü kazandırdığı ve insanlarla paylaşma şansı verdiği için. Hikâyenin devamını uzun uzadıya okumak isteyenler, eXtralife MD nin atası olan www.gastronomissfit.com sayfasına bakabilir.

Ayrıca bu noktada, ilk anlatmaya başladığım 2006 yılından bu yana bana inanan, başta ailem olmak üzere tüm dostlarım, hekimler, uzman ve danışman dostlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Ve sistemi dijital bir yapı altında yenilediğimiz eXtralife MD ekibinde bana inanarak yanımda yer alan, Sevgili Gülferi Yıldırım, Ebru Piroğlu Durgut, Yeşim Aştı ve Ayça Kaşıkçıya ayrı bir teşekkürü borç bilirim. Artık harika bir ekibiz ve birlikte yepyeni bir maceraya çıkıyoruz. 

Yolda olunca, yoldakilerle karşılaşmak mümkün. Birlikte yürüdüğümüz bu iyilik yolunda, dünyanın her yerinden şifa bulmak için dua eden her ruha ulaşmak ümidi ile. 

Aramıza Hoş Geldiniz.

Yeşim Kaya…

eXtralife MD